8 Mayıs 2013 Çarşamba

Petra - El Hazne

Bugün bir farklılık yapıp bloğumda birazda ilgimi çeken konulardan bahsetmeye karar verdim. Gün boyunca National Geographic izlemenin etkisi olduğu alenen ortada. :) 
Ankara Üniversitesi Eser Koruma bölümü öğrencisi olmama rağmen okulu bıraktığım için biraz pişmanım. Sanırım içimdeki arkeolog uyandı. Geçmişe dair bilimsel araştırmalar gibisi yok. Daha fazla konuyu saptırmadan kısaca değineyim Petra'mıza. :)




Petra, Yunanca 'taş' anlamına geliyor. Ürdün'de yer alan bu antik kentin girişinde öyle bir yapı bulunuyor ki, ihtişamı ve gizemi tüm insanlığı büyülüyor.

Bu şehrin gizeminin yüzyıllar boyunca sürmesi sonucunda ise UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasına dahil edilmiştir. Bu yapı üzerinde başka uygarlıkların izlerini taşıyan tek anıtsal yapıdır. Üzerinde Yunan tapınak mimarisinin ve Mısır tanrılarından İsis'in tacı ile amazon figürlerini barındırır. Ayrıca o dönemde Nebatilerin ticari ilişkide bulunduğu Doğu Akdeniz Havzası halkının izlerini de barındırmaktadır.


El Hazne, kayalar içerisine gömülmüş 2000 yıllık bir yapı.  Ne için yapıldığı ve nasıl yapıldığı ise tam bir karmaşa.
Mısır dilinde El Farum denilen El Hazne, firavunun hazinesi anlamına geliyor. Halk bu yapıda hazine olduğuna inandığı için bu ismi vermiş. Oysaki yapılan araştırmalar bu yapının firavun döneminde yapılmadığını gösteriyor. Üstelik herhangi bir gömü ve ya hazine izine de rastlanmamıştır. Bilim adamlarına göre bu yapı Nebatiler tarafından inşa edilmiş. İnşa edildiği yerin sel suları tarafından açılan kayalar arasındaki boşlukta (siq tünelleri) olması ise tam bir soru işareti? Nebatiler bu muhteşem yapıyı neden böyle bir yere inşa etti, nasıl inşa etti ve bu yapının işlevi ne?


İlk olarak Nebatilerin zekası çekiyor dikkatimizi. Onları sel sularından ve yazın uzun süre yağmayan yağmurlara karşı susuzluk sıkıntısından koruyacak kusursuz barajlar inşa edilmiş, El Hazne koruma altına alınmış.






Bu eşsiz yapı bilinenin aksine yukarıdan aşağıya doğru yapılmıştır. Buda demek oluyor ki sıfıra yakın hata payı içeren bir mimariden bahsediyoruz.
İnce ince işlenerek aşağı doğru inilen bu yapının orta kısmına gelindikten sonra içe doğru oyulmaya başlanmıştır. Dış kısmının şatafatının yanında iç kısmı ise bir o kadar sadedir. İçerideki odaların küçük yapılma sebebi ise binanın yıkılmasını önlemektir. Çünkü bina üzerinde ki dev kayalığın yükünü omuzlamaktadır. Ön kısmında yer alan 6 sütundan 4'ü bu nedenle kayalıktan koparılmamış ve bir bütün olarak kalmıştır. Boşlukta kalan 2 sütunun ise hiçbir etkisi yoktur. Daha önceden kırık olan ve sonradan tamir edilen bu sütunlardan biri ise bunun kanıtıdır.


Yapı hakkında birçok görüş ortaya atıldı. İlk olarak bir tapınak olabileceği düşünüldü fakat hiç bir iz taşımaması bu kanıyı çürüttü. Daha sonra bir mezar olabileceği düşünülsede yapıda gömü ve kemik kalıntılarına rastlanılmaması arkeologları bir çaresizliğe sürükledi. Bu yapıyı büyük masraflar gerekeceği için ancak bir Nebati Kralı yaptırmış olabilirdi.





1996'da ilk büyük adım atıldı ve El Hazne'ye giden yolun Nebatiler dönemindeki zemin seviyesinden daha alçak olduğunu keşfettiler. Bunun sonucunda yer altı araştırmaları başladı ve 2003 de yapılan kazı sonucu haklı oldukları anlaşıldı. Yapı bitmiyor ve yer altında devam ediyordu. Altında 4 gömü odası ve bu odalarda 11 kişiye ait olduğu anlaşılan kemikler ortaya çıktı. Bu yapı altında bir mahzen olan mozole'ydi. (Büyük ve gösterişli mezar)


Ve artık gizemli yapı el Hazne'nin sırrı ortaya çıkmıştı. Yapı Kral IV Aretas tarafından ailesinin mozolesi olmak için yaptırılmıştı. (Mezarlarda bulunan eşyaların araştırılması sonucu Kral IV Arates dönemine ait oldukları anlaşılmıştır.)


 Kaynak: Nat. Geo.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder